ULTRAVİYOLE IŞINLARIN CORONA VİRÜSÜNE ETKİSİ

 

Ultraviyole ışınlar, uzun yıllardan beri bakteri-virüs gibi organizmaların çeşitli nesnelerden temizlenmesi için kullanıldığı bilinmektedir. Esasen beyaz ışığın kısa dalgaboyu (200-400 nanometre) aralığında yüksek enerjili ışınımlara verilen isimdir. Türkçede sıklıkla "morötesi ışınım" olarak adlandırılır. Doğal yollardan esas olarak Güneş'ten dünyaya gelen ışınımlar olmakla beraber, laboratuvar ortamlarda da üretilebilmektedir. Güneşten gelen morötesi ışınımlar yüksek dozda olduğu için ınsan sağlığı açısından son derece tehlikelidir. Bununla beraber, laboratuvar ortamında düşük dozda morötesi (ultraviyole) ışınım üretilerek, gerek tıpta gerekse sanayinin bir çok alanında olumlu yönde kullanılmaktadır.

 

Yakın zamanda dünya gündemini meşgul eden, neredeyse tüm dünyaya yayılan Corono virüsü, insan yaşamını tehdit etmenin yanında sosyo-ekonomik olarak da dünyada büyük bir krizin ortaya çıkmasına neden oldu. Ve gelişmiş ülkelerin biyoteknoloji laboratuvarlarında aşı geliştirmek için bilim insanları harıl harıl çalışmaktadır. Ancak öyle görünüyor ki aşı geliştirilene kadar Corono pandemisi çok büyük hasar verecek.

 

Corona pandemisine karşı büyük bir mücadele ortaya koyan sağlık çalışanları ve tıp bilim insanları sıklıkla havaların ısınmasıyla birlikte yapılan mücadelenin daha kısa sürede başarıya ulaşacağını belirtmektedirler. Burada esas kastedilen havaların ısınmasıyla virüslerin yok olacağı iddiası değildir. Çünkü, gerek bakteriler gerekse virüsler ortam sıcaklığında yok olmazlar hatta bakteriler daha fazla çoğalabilir. Kastedilen şey, yeryüzünün, bahar ve yaz aylarında güneşli gün sayısının artmasıyla birlikte güneşten gelen ışınların özellikle kuzey yarım küreye daha dik gelmesi sonucunda daha fazla oranda ultraviyole ışına maruz kalması olacaktır. Böylece, canlı moleküler yapısı üzerine etkileri bilinen ultraviyole ışınların, Corona virüsleri büyük oranda etkilenebileceği düşüncesidir.  Bu makalede bu konunun bir parça bilimsel tarafını irdeleyeceğiz. 

Canlı yapıların temel yapısının hücrelerden oluştuğu bilinen bir gerçektir. Hücre yapısının temel taşlarından birisi DNA'dır. DNA'nın bir şekilde bozulması-kırılması hücrede yapısal değişiklikler ortaya çıkarmaktadır. DNA moleküler bir yapıdır. Ve hücreler dev moleküllerin biraraya gelmesiyle oluşan temel bir yapıdır. Moleküller, aynı atomun veya farklı atomların iki veya daha fazlasının fiziksel olarak biraraya gelmesiyle oluşur. Örneğin, su molekülü H2O  olarak bilinir. Yani, 2 hidrojen atomu ve bir oksijen atomunun biraraya gelmesiyle oluşmuştur ve molekül adını alır. Bu atomları birarada tutan bağlar vardır. Bu bağların temelinde elektriksel kuvvetler yatar. Moleküler bağları koparmak için dışarıdan enerji vermek gerekir. Birkaç eV (elektronvolt) enerji bu bağları kolaylıkla koparır ve molekülü atomlarına ayrıştırır. Böylece ortada molekül kalmaz. Ultraviyole ışınlar oldukça yüksek enerjiye sahip olduğu için molekülleri kolayca iyonlaştırır. 

 

Corona virüsler, diğer virüs ailesi gibi her ne kadar hücresel yapıya sahip olmasalar da basit moleküler yapılardır. Bu yüzden ultraviyole ışınıma maruz kaldıklarında, moleküler yapıları bozularak temel işlevi bozulur. Böylece diğer canlılara verebileceği zararlar ortadan kalkmış olur. Sonuç olarak, bahar-yaz aylarında ultraviyole ışınların etkisiyle bu virüsler sayısal olarak büyük oranda azalacağı için, yaygınlık oranları azalacak ve insan sağlığına etkisinin  zayıflayacağı düşünülmektedir.

 

Doç. Dr. Hüseyin KILIÇ

 

 

Çerez Kullanımı